Çarşamba, 30 Aralık 2009 15:44
Yetenekli ellerimizi dünya aleme göstermek için yıllardır uğraşıyorduk. Ama bir türlü gösterme fırsatı elde edememiştik.
Beyin gibi eller de mi göçe gidecekti? Ellerimiz yabancı ellere mi gidecekti? Bu soruna elbirliği ile değinmemiz gerekiyordu.
Ve en sonunda bu konuya bir el attık.
Genel olarak baktığımızda, elimizden her iş gelir. Aklımızı çalıştırmaktan çok, elimizi çalıştırırız. Bazen gelin yaparız, bazen damat yaparız, bazense düğmeye basarız.
Ama ellerimizi göstermemizin en iyi zamanı, kesinlikle bütün dünyanın gözünün Taksim'de olduğu saatlerdir.
Bu bizim için bir fırsattır. İspanyol’u, Fransız’ı, İtalyan’ı özce yerli yabancı, hepsi ellerimizin marifetlerini görmeliler hatta hissetmeliler.
Yılbaşı gecesi saat 24 olmaya yakınken ya da daha sonra olmalı. 7'den 70'e, büyüklü küçüklü herkes ellerini hizmet aşkı için misafirlerimize tanıtmalıdır.
Geçmiş zamanlarda yaşattıklarımızı bu yıl da yaşatmalıyız. Geçen sene hafızalarımıza ve kıçlara kazınan olayı şöyle hatırlayalım:
Taksim’de yerli yabancı herkes kendini yılbaşı coşkusuna vermişti. Kafası milyon olmuş güzelim insanlar, eski yıla tekmeyi basıp yeni yılı bekliyordu.
Turistler gibi memleketimin insanları da eğleniyordu. Fakat yabancı dil bilmeyen arkadaşlar, vücut dilini kullanıyordu.
Bir değil, iki değil, üç değil… Bizimkiler atasözlerine bağlıdır. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Ses dediğin de çığlık sesleri.
Geçenlerde bir kız arkadaşım “El şakalarından nefret ederim. Ben el şakalarına da razıyım. Bel altı şakaları yaparsalar, işte o zaman yandık” dedi.
“Madem başlarına geleceklerini biliyorlar neden Taksim’e çıkıyorlar?” diyeceksiniz. Doğru söylüyorsunuz. Taksim’i yılbaşında kapatalım. Maazallah, bu azınlık azgınlar evlere de girer.
Şu savunmaya hastayım: Abicim onlar da bu soğukta böyle cıbıl cıbıl giymezsin. Elleyeceksin Taksim Meydanı’nda, bak bakalım bir daha giyinebiliyorlar mı?
Neyse ki bu sene özel önlemler alınacakmış. O da yabancı kanalların TV’lerine rezil olmayalım diye! Zaten yabancılara rezil olmayalım diye insanlığı arka plana atmaları, beni deli ediyor.
Bir de saat 00.00'a geldiğinde memleketimin insanları bir Süpermen edasında yetişip silahlara sarılıyorlar ya onlara da kılım. Bir insan neden yeni yılda ateş eder ki! Ateşli bir yıl geçirmek için mi?
Krizsiz, bol paralı, sağlıklı ve huzurlu bir yıl diliyorum.
Tacizcilere sesleniyorum: Lütfen ellerinizi bir daha ki sefer yıkayın. Pis elleri kullanmakla ayıp etmiş oluruz. Ha bir de tırnaklarınızı kesin. Ayıp ayıp...
Beyin gibi eller de mi göçe gidecekti? Ellerimiz yabancı ellere mi gidecekti? Bu soruna elbirliği ile değinmemiz gerekiyordu.
Ve en sonunda bu konuya bir el attık.
Genel olarak baktığımızda, elimizden her iş gelir. Aklımızı çalıştırmaktan çok, elimizi çalıştırırız. Bazen gelin yaparız, bazen damat yaparız, bazense düğmeye basarız.
Ama ellerimizi göstermemizin en iyi zamanı, kesinlikle bütün dünyanın gözünün Taksim'de olduğu saatlerdir.
Bu bizim için bir fırsattır. İspanyol’u, Fransız’ı, İtalyan’ı özce yerli yabancı, hepsi ellerimizin marifetlerini görmeliler hatta hissetmeliler.
Yılbaşı gecesi saat 24 olmaya yakınken ya da daha sonra olmalı. 7'den 70'e, büyüklü küçüklü herkes ellerini hizmet aşkı için misafirlerimize tanıtmalıdır.
Geçmiş zamanlarda yaşattıklarımızı bu yıl da yaşatmalıyız. Geçen sene hafızalarımıza ve kıçlara kazınan olayı şöyle hatırlayalım:
Taksim’de yerli yabancı herkes kendini yılbaşı coşkusuna vermişti. Kafası milyon olmuş güzelim insanlar, eski yıla tekmeyi basıp yeni yılı bekliyordu.
Turistler gibi memleketimin insanları da eğleniyordu. Fakat yabancı dil bilmeyen arkadaşlar, vücut dilini kullanıyordu.
Bir değil, iki değil, üç değil… Bizimkiler atasözlerine bağlıdır. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Ses dediğin de çığlık sesleri.
Geçenlerde bir kız arkadaşım “El şakalarından nefret ederim. Ben el şakalarına da razıyım. Bel altı şakaları yaparsalar, işte o zaman yandık” dedi.
“Madem başlarına geleceklerini biliyorlar neden Taksim’e çıkıyorlar?” diyeceksiniz. Doğru söylüyorsunuz. Taksim’i yılbaşında kapatalım. Maazallah, bu azınlık azgınlar evlere de girer.
Şu savunmaya hastayım: Abicim onlar da bu soğukta böyle cıbıl cıbıl giymezsin. Elleyeceksin Taksim Meydanı’nda, bak bakalım bir daha giyinebiliyorlar mı?
Neyse ki bu sene özel önlemler alınacakmış. O da yabancı kanalların TV’lerine rezil olmayalım diye! Zaten yabancılara rezil olmayalım diye insanlığı arka plana atmaları, beni deli ediyor.
Bir de saat 00.00'a geldiğinde memleketimin insanları bir Süpermen edasında yetişip silahlara sarılıyorlar ya onlara da kılım. Bir insan neden yeni yılda ateş eder ki! Ateşli bir yıl geçirmek için mi?
Krizsiz, bol paralı, sağlıklı ve huzurlu bir yıl diliyorum.
Tacizcilere sesleniyorum: Lütfen ellerinizi bir daha ki sefer yıkayın. Pis elleri kullanmakla ayıp etmiş oluruz. Ha bir de tırnaklarınızı kesin. Ayıp ayıp...
| Sonraki > |
|---|






