Grip, ne garip bir şey değil mi?
Vitamin, beslenme ve ilaca dair her şeyi günü gününe al, hatta grip aşısını bile ol, sonra da biri gelip seni öpsün, hasta ol.
Yok, böyle bir ucuzdan hasta olma yöntemi! Öpmeyin, öptürmeyin hatta ellettirmeyin.
Hemen bu mevzu ile ilgili başımdan geçeni anlatayım. Her sabah, uyanır uyanmaz kestane ballı çayımı içerim. (Pervin Hanım’ı kestane balıyla ilgili bilgi vermeye davet ediyorum) Grip olmaktan nefret ediyorum. Burnum tıkandığında sanki günlerce biri burnumu sıkıyormuş gibi hissediyorum. Boğazım şiştiğinde biri ümüğümü sıkıyormuş gibi hissediyorum. O yüzden önlemlerimi almaya çalışıyorum.
Günlerden o gün, uyandım kestane ballı çayımı içtikten sonra kalıncana yani lahana gibi giyindim ve çıktım evden.
Asansörde hiç tanımadığım komşumla karşılaşıp sahte bir “günaydın” selamlaşmasıyla zemin kata doğru yolculuk yaptık. Yolculuk esnasında ikimiz de birbirimizden korkuyorduk. Çünkü salgın vardı. İndikten sonra koşa koşa uzaklaştım sahte selamlaştığımız yerden.
Sokaklar çok soğuktu ve sanki hasta olmuş gibiydi. Sanki sonbahar gitmiş yerine bambaşka bir mevsim gelmiş gibi. Yaprakların dökülmesini bile özlemle, aşkla seyredemedik. Hüzne boğulup şiirler yazılmadan gitti, sonbahar. Kendimi terk edilmiş gibi hissettim. Yaza girerken sezon indirimlerinde raflarda yalnızlığa itilen o güzelim hırkaları bile giyemeden kabanları, montları giymek zorunda kaldık. Acıların en büyüğünü yaşadım. O güzelim lacivert hırkamı, bir tekme de ben atarak yalnızlığa yani gardırobuma mahkum ettim.
Kabanımla zamanı sonbahar, harmanı kış olmuş caddelerde yürürken insanların grip, bir o kadar da garip hallerinden kaçmaya çalışıyordum. Metrobüs durağına geldiğimde herkesin kağıt mendil sponsoru vardı. Metrobüs şoförü olmak gerçekten zor olmalı. Metrobüsü günde binlerce kişi kullanıyor. Metrobüs şoförü, dünyanın bütün parfüm kokularıyla birlikte insanların karbondioksitlerini paylaşıyor. Kapalı alanda mesaisini gören, direksiyon sallayan metrobüs şoförleri grip olmamak için ciddi önlemlerini almalı. Neden mi?
Çünkü Anadolu yakasına giden metrobüs bindiğimde güzel bir kardeşimiz, bana o muhteşem hediyeyi bahşetti: Grip.
Burada herhangi bir sosyal fobi yaratmaya çalışmıyorum. Hasta olan güzel vatandaşımız, grip olduğunda tabi ki de toplu taşıtları kullanmalı ama lütfen insanların yüzüne doğru hapşırmamalı.
- Pardon, bu araç Göztepe’ye gidiyooo hapşuuuu! Özür dilerim, gerçekten özür dilerim.
- Cehenneme de gidiyor. Sayenizde ben de sizinle birlikte cehenneme gideceğim.
Aynen böyle gelişti diyalogumuz. Hapşuuuuuuuu!
Sevgili okurlar, günden güne dünyada garip grip türleri çıkıyor. Grip konusunda çeşitli komplo teorileri olsa da gerçek olan şudur ki bireylerin önlem almaması daha büyük bir sorundur.
Önlem alın, beni hasta etmeyin.
Her yazı noktayı tadacaktır: Sayın Hale Özkanlı, insanları kışkırttığımı hatta kaçırdığımı söylemiş. Sanata ilgisiz insanlarla ilgilenmiyorum. Zaten onlar bu yazıyı okumuyordur, TV filan izliyordur.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






