Bugün uyandığımda annem geldi aklıma. Uyanmak istemedim. Çünkü başka şehirlerin sabahlarındaydık.
İstanbul ile Adana arasındaki günaydın farkı Toros Dağları kadardır. İstanbul’da –ki Şişli, Mecidiyeköy gibi merkezi bir yerde uyanıyorsanız, aslında uyanmıyorsunuz demektir. Filtre kahveyi beyninize bile dökseniz uyanamazsınız. İstanbul’un kokusu uyandırmıyor ki insanı.
Peki ya Adana’da sabahlar nasıldı?
Portakal ve limon ağaçlarının kokusu, soba borularından çıkan dumanla birleşince Adana gelir aklıma. Sabahları Traktör dolusu kadınlar ve çocuklar bıyıklı Adana delikanlısı abilerle ve amcalarla tarlalara hasata giderlerdi.
Sabahları çiğli otlar güneş ışığını sokaklara vururdu.
Peki ya bizim evde ne yaşanırdı?
Çocukken annem sabahları uyandırmak için özel bir zaman dilimi harcardı.
Sabahları annemin bütün enerjisini bizim pişkin uykumuz alırdı. Müthiş bir mücadele vardı: Ben, kardeşim, uyanmak, uyanmamak ve annem. Bu beşli mütemadiyen savaşır ve galibi anne olurdu.
Hemen size o günle ilgili bir anımı aktarayım:
Ortaokul yıllarıydı. Kışın Adana’nın havası çok soğuk değildir. Lakin hain, sinsice ve içten bir soğukluğu vardır. Soba geceden söndüğü için sabahları, uykuma yataklık ederdi, yorganım ve yatağım.
Uykuya vurulmuş bir mahkum, bir yatalak gibi hissederdim. Fakat annemiz odaya girdiği an yorganı çeker ve pencereyi açardı. Torosların romanlara, efsanelere konu olan havasını kıçımızda hissederdik. Soğuktu.
Ve annem diğer silahı olan makineli “kalk kalk kalk” kurşunlarını üzerimize yağdırıyordu. Yorgan yoktu ve savunmasızdık. Yatak cephesinde üşüyorduk ve silahsızdık.
Mevzilenmiş, uyku düşmanının gitmesini bekliyorduk. Kardeşim Apo, hala uyuyor ve yardım etmiyordu. Ben teslim oluyordum. Üzerimdeki beyaz atleti çıkarıp teslim pijamamı çekiyordum. Doğruca uykuyu lavaboya bırakmaya gidiyorduk.
Annem Apo’ya:
“Oğlum kalk bak abin kalktı”
“Kalktım anne ya”
“Oğlum ağzın uyandı da kıçın hala uyuyor”
İşte biz güne soğuk değil, bu sıcak çatışma pardon sıcak bir günaydınla uyanıyorduk. Bütün sabahlara böyle bir günaydınla uyansam ya!
Not: Herkesin güzel bir günaydını vardır. Benimkisi budur, sizinkisi nedir? Düşünün!
Sakın FilmEkimi’ne gitmeyin. Çok kötü filmler var. Vaktinize ve paranıza yazık! Ama aklınıza sağlık. Bknz: www.iksv.org/filmekimi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






