Pazartesi, 31 Ağustos 2009 10:57

Ey acı,  tatlı söyledim sana, tatlı tatlı konuşalım diye. Sen ne pis bir şeymişsin. Seni tanıdığım güne lanet olsun. Zamansız, amansız karşıma çıkıyorsun. Dostlar sofrasında meze yapmışken dostluğumuzu, ansızın bir telefon açıp beni kendine benzetiyorsun.
Bir de işin içine aşkı alet ediyorsun. Ne istiyorsun kalbimden ve aklımdan?

Yıllardır hep sustum, içime attım ve içimde besledim seni. Artık konuşma zamanı geldi, sana karşı hissettiklerimi ve bana yaşattıklarınla ilgili ağzımı açacağım. “Acıyı dost eğledim” dedim ama bugün dostluk günü değil.

Hatırlıyor musun, bir gün dertler sofrasında karşı karşıya oturmuş, yiyip içip konuşuyorduk. Bana verdiğin nasihatleri başımın üstüne alıp dolaştırdım. Hani o gün bana:

“Şu an ayrılmış da olsanız, sakın ola ki ona karşı laf etme. Yarın bir gün tekrar konuşursunuz. O seni seviyor, sensiz bir hayatı düşünemiyor. Bak beni dinle. Ben her zaman senin yanında olacağım. Sana destek olacağım” dedin.

Evet, acı en büyük destekçim sendin. Günün her dakikası benimle birlikteydin. Hatta Tanju Okan’ın Hasret parçasını beraber dinlerdik. Beraber hasretlerdik şişeleri ve kafaları duvara vura vura.

Gece yastığa başımı koyduğumda sen kulağıma hep “umut var, umut var” diye fısıldadın. Gecelerce sana sarıldım. Evet, acı hep yanımdaydın.

Dostlarımın ve ailemin yanında bile hep sen vardın. Onlar ne kadar seni sevmeseler de ben üzülmeyim diye bir şey demiyordu. Sen benim dostum, ruh eşimdin.

Acıklı filmler konusunda kimse senin eline sus dökemez. Dünyanın en iyi aşk filmlerini senden başka bilen varsa inanmam. Hatta tam bir savaş filmi olan Pearl Harbor filmindeki aşk sahnesini 50 defa izlettirmiştin. Issız Adam konusunda bir yorum yapmayacağım.

Gecenin bir saatinde diş yüzünden uyandığımda karşımda seni gördüğümde biraz sinirlenmiştim ama suçu bana attın. “Dişlerini fırçalama” diye o kadar söylenen sendin. Çocukken kanepeden düştüğümde elimden kaldıran sendin. Bunu da biliyorum.

Ama anladım ki sen yanımdayken başıma gelmedik kalmadı.

Acı, sana şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle:

  1. Her şeyin bittiği, tükendiği ve ayrılığın olduğu an içime ektiğin umut, gazoz ağacı çıktı. İçimde kalanlar ve söyleyemediğim onca yutkunluklar kocaman sen çıktın.
  2. Ailemle ve dostlarımla beraber en güzel günleri yaşarken sana uyup “en iyi dost bellediğim gün” en büyük sen çıktın.
  3. 10 odalı keşkeli köşkünün bütün aynalarında sen çıktın.
  4. Diş hekiminden nefret ettiğini söylediğin günün ayında hep seni yaşadım.
  5. Filmin en komik sahnesinde bile “vay be aynı onunla yaşadığın güne benziyor” dediğin gün gözyaşım sen oldun.

Bugün gerçekle tanıştım. Biliyorum gerçekler de senin gibi ama en azından boş umutları yok. Hadi şimdi şu tatlıyı zıkkımlan sora da Polyana’yı da al git buradan. Buradan ekmek çıkmaz artık.

Değerlendir
(10 oy, ortalama 4.60 yıldız)
Paylaş
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile
 

Ters Köşe Yazarı - Son Yazıları


Yetenekli ellerimizi dünya aleme göstermek için yıllardır uğraşıyorduk. Ama bir türlü gösterme fırsatı... Devamı...
Grip, ne garip bir şey değil mi? Vitamin, beslenme ve ilaca dair her şeyi günü gününe al, hatta grip... Devamı...
Bugün uyandığımda annem geldi aklıma. Uyanmak istemedim. Çünkü başka şehirlerin... Devamı...
Yazıya balıklama giriyorum “Yıllardır kadınlarla sorunlar yaşıyorum. Artık ben de siyasiler gibi bir çözüm... Devamı...
Ey acı,  tatlı söyledim sana, tatlı tatlı konuşalım diye. Sen ne pis bir şeymişsin. Seni tanıdığım güne... Devamı...
Bugün yazdıklarımın, yazacaklarımın ilk günüdür. Köşede çivi yazısıyla asılı duran kelimelerin ilk... Devamı...

Son Günlerde En Çok Okunanlar