Bugün yazdıklarımın, yazacaklarımın ilk günüdür. Köşede çivi yazısıyla asılı duran kelimelerin ilk yazılışıdır. Bugün ne Dünya Kadınlar Günü ne de sokakta bağıranların günü, bugün düz köşede ters duran yazarın günü.
Malumatınız uzantısı kadın olan bir sitede bulunuyoruz.
Bugün ilk günümü kadınlara ithaf ederek yazıma başlıyorum.
Ben hayatımı kadınlara borçluyum. Kadın denince akla ilk gelen kişi annedir. Nedense benim aklıma ebem geliyor. Evet, hiçbir espri ya da şaka aramayın cümlemin öznesinde, yükleminde. Her gün ebemi görürdüm sokakta, bakkalda hatta ve hatta evde bile görürdüm.
Ebemin adı Ulviye, Ulviye Teyze.
Ulviye Teyze, kocaman dut ağacı ve yenidünya ağacının bulunduğu bahçeye sahip tek kişidir, mahallede. Ona fizyolojik ve psikolojik hayatımı borçluyum! Hala ondan izler taşıyorum.
Onun sayesinde hayat bilgisi, tarih, din kültürü ve ahlak bilgisi, psikoloji, biyoloji ve açık öğretim derslerinden geçtim.
Nasıl mı?
Öncelikle biyolojiden başlayım. Bebeklerin ciğerlerinin açılması için ebeler dakika 1, gol 1 kallavi Osmanlı tokadını yapıştırıverirler güzelim yepisyeni popoya. (Evet, ben bir erkeğim ve futbol benim hayatım. Onun için arada bir futbol terimleri kullanırsam affedin ya da affetmeyin. Ben ekleyeceğim)
7 yaşındayken bu vakayı duyduğumda bir koşuda Ulviye Teyzenin yanına gittim. Karşısına çıktığımda nefes nefeseydim, ellerim titriyordu, gözyaşları içinde “Neden bunu bana yaptın?” diye sordum.
Hemen bana; Yeniçerilerin, savaşta silahlarını düşürdüğünde kullandıkları Osmanlı Tokadını anlattı. Oldu mu size Tarih?
Titrek bir sesle “Neden? Peki neden?”
Yüce insan Ulviye Teyze:
“Ciğerlerinin açılması için” dedi.
Biyolojiyi de ekledi hanesine, Ulviye Teyze.
Arkamı dönüp tam eve gidecekken bana dedi ki:
“Sen sen ol bu hayatta kimseye güvenme. Yoksa kıçına böyle tokadı yersin. Hayat, kıçta başlar kıçta biter. Ben kıçına vururum, imam da pamuk tıkar.”
Din dersini ve hayat bilgini de ekledik mi?
Ulviye Teyze, ömrüm boyunca karşıma çıktı. Geçenlerde arkadaşım sordu:
“İlk öpüştüğünde ne hissettin?”
“Korku Teyze!” dedim.
Adana’da Ortaokuldayken tren istasyonun arkasında kız arkadaşımı tam öpecekken duvarın içinden Ulviye Teyze çıktı. Yanlış okumadınız! Kocaman kafasını duvarın kırık tarafından uzatmış bana bakıyordu, benimse dünyam kararıyordu. Kız arkadaşımın dudağını ısırmışım, farkında bile değildim. Kırık duvarda mı ne işi var? Parasını duvarın diğer tarafına yani benim psikolojimin bittiği yere düşürmüş.
Psikolojiyi de ekledik Ulviye Teyze’li CV’imin içine. Oh yandan yandan!
İşte bilinçaltımın elmaslarla süslü tahtında Ulviye Teyze oturuyor.
Siz söyleyin sevgili okurlar, ben Ulviye teyzeyi hatırlamayacağım da kimi hatırlayacağım!
Aklıma gelen ilk kadın Ulviye Teyze’dir. Sevgili hanımlar şimdilik benden bu kadar. Aranıza birkaç tane erkek sızmış benden söylemesi. Sevgilerle…
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
| < Önceki |
|---|






