Çarşamba, 19 Ağustos 2009 11:26

Malum, adımız Maksimum Kadın.

Burada her birimiz kendi anlatımımız, bilgi, beceri ve görüşlerimizle kadınların içlerindeki maksimumu ortaya çıkarmak, var olanı harekete geçirmek ve kullanmak için bu çatı altında bir araya geldik ve yola çıktık.

Şen’izlenimler bu  hafta tam da ismimize yakışır bir yere takıldı. Bazen hayat bize bir şey ararken bambaşka bir şeyleri gösterebiliyor ve yepyeni pencereler açabiliyor, aradığımız cevapları bambaşka hikayelerin içinde cevaplayabiliyor.

Benim cevaplarım da böyle güzel bir hikayenin içinde geldi işte. Tatil dönüşü ailemle birlikte uzun bir yolculukta, kahvaltı edecek bir yer ararken yemyeşil ağaçların arasında bir yere rastladık. Bilirsiniz, eğer büyük bir firmanın dinlenme tesisi veya çok işlek bir karayolu üzerinde olan bir yer değilse, genellikle pek fazla beklentiniz olmaz yolda durduğunuz yerlerden. Ancak şunu söylemeliyim ki, daha arabayla yavaşladığımız andan itibaren kapıda güleryüzüyle karşılamaya hazırlanan genç bir hanımın varlığı baştan avantaj sağlayabiliyor.

Oturduk, bizi kapıda karşılayan hanım ve bir genç kız çok güzel bir servis ve çok sevimli sunumlarla bize harika bir köy kahvaltısı hazırladılar. Devamında anne kız olduklarını öğrendik ve enfes birer Türk Kahvesi eşiliğinde laf lafı açtı ve Öznur Hanım bize hikayelerini anlattı.

Ankara’da yaşayan bir mali müşavir olduğunuzu düşünün, Ankara’nın en iyi semtlerinden birinde yıllardır başarıyla sürdürdüğünüz bir ofisiniz var. 3 çocuklu aileniz, sevdiğiniz işiniz kurulu düzeniniz, sosyal çevrenizle güven içinde yaşıyorsunuz. Sonra eşinizin işi sebebiyle küçük bir Ege kasabasına taşınmanız gerekiyor. Eşi orada, kendisi çocuklarla Ankara’da kalmayı seçmemiş. Eşinin yanında olmak için gittiğinde küçük bir yere alışmak, oranın kurallarına göre yaşamak hayatınızı geriye çekmek de bir seçenek ve aslında mecburi seçenekmiş gibi görünürken, Öznur Hanım o yoldan da gitmemiş ve diğer yoldan gitmeyi tercih etmiş. Ailesini ve çevresinin tüm “yapma etme, boşver nasılsa rahatın yerinde, hem sen tek başına nasıl becereceksin” gibi güvensizlikle karışık kösteklerine kulak asmadan aklına koyduğunu yapmış. Her zaman aklında böyle bir iş varmış, zamanı şimdi gelmiş ve yapmış. Eşine 6 ay içinde burayı kar eder duruma geçiremezse vazgeçeceğini söylemiş ve ondan sonra da var gücüyle çalışmış. Elleriyle örmüş, dikmiş, boyamış, pişirmiş, kendi ürünlerini toprağında yetiştirmiş ve bir fark yaratmış. Bizim yan yana bir sürü yerden birinde değil de orada durmamıza sebep olan, ama benim burada anlatamayacağım birçok fark yaratmış. Yıllarca ofiste çalışmış olan bir iş kadını için zor görünebilir ama yapmış işte. Sonuç hiç de şaşırtıcı değil – işini iyi yapınca başarı kendiliğinden gelmiş.

Şimdi arkalarındaki arazide bir piknik alanı ve içinde yüzme havuzu olan bir orman da onlara ait; orada ilçeden gelen çocuklara yüzme dersleri veriliyor. Hemen yan taraflarındaki kırda taylarını, keçilerini, tavuklarını, tavşanlarını köpeklerini besliyorlar. Üç çocuğu burada huzur ve sağlık içinde büyüyorlar. Kocasının yanında olabilmek için hayatını başkentteki ofisinden çıkarıp bir Ege kasabasına taşınmış olabilir ama bu kasabanın ondan beklediklerine teslim olmadan, kendi var olan birikimi ve bilgisiyle hayallerini getirmiş buraya Öznur Hanım. Şunu da eklemem lazım ki Ankara’daki ofisini de kapatmış değil, kardeşlerinin yürüttüğü işleri ve halen birebir çalıştığı 150'den fazla firmanın defterlerini takip edebilmek için ayda iki gün Ankara’ya gidip ertesi gün dönüyormuş.

Öznur Hanım bana göre Maksimum Kadın’lara bir örnek. Eşinin yanında olabilmesi, hayatın onu götürdüğü yere teslim olmadan uyum sağlayabilmesi, çevresine kattıkları, yarattığı iş imkanları, üç çocuk anneliği - buna inat, ama belki de bundan sebep gençliği ve güzelliği, iş kadınlığı ve her şeyiyle bir Maksimum Kadın.

Yolunuz Salihli – Turgutlu karayolu üzerinden geçerse Tuana’da durun, Öznur Hanım ve güzel kızıyla tanışın, bir çaylarını için.

Bu Maksimum Kadın ve daha nice örnekleri benim de hayatımda farklı sorularıma farklı yanıtlar oluyor. Sizlerle paylaşmadan edemedim.

Paylaşmanın beni mutlu etmeyeceği şeyleri yaşamamayı tercih ederim zaten...

Değerlendir
(9 oy, ortalama 4.00 yıldız)
Paylaş
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile
 

Şen'izlenimler - Son Yazıları


Hani bazen sabah uyanırsınız, daha gözlerinizi açmadan bilirsiniz, o gün sizi yataktan kaldıracak hiçbir sebep... Devamı...
Geçen hafta sular Kuzey Marmara’yı ve Istanbul’un tam göbeğini yıkadı geçti. Biz yine 17 Ağustos 1999... Devamı...
elegy.jpg
Bir kitabı 10 yıl sonra tekrar okursanız sizin için anlamı değişir mi acaba? Ya da bir filmin? Yıllar sonra... Devamı...
Adı Ayşe. Beyaz tenli mavi gözlü. Yarı boşnak yarı Istanbullu. Bir Türk. Bir anne. Bir Kadın. Ve o bunu hep... Devamı...
Malum, adımız Maksimum Kadın. Burada her birimiz kendi anlatımımız, bilgi, beceri ve görüşlerimizle... Devamı...
Sizin için bir yıl nedir? Benim için bir yılbaşı gecesinden bir sonrakine kadar geçen süre değildir. Benimki... Devamı...

Son Günlerde En Çok Okunanlar