Son yılların en yaygın çocuk sorunu “Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği” olsa gerek. Psikiyatristler bu sorunun “hastalık” olduğunu iddia ediyorlar, ancak bilimsel açıklama var mı dendiğinde ise hiçbir kanıt sunulamıyor. Tahminler ve varsayımlar üzerine kurulu bir “hastalıkla karşı karşıyayız yani...
Aslında “Hiperaktivite” de “Dikkat Eksikliği” de son derece yanıltıcı. Bunların yerine “özdenetimsizlik” ve “motivasyon eksikliği” çok daha doğru adlandırmalar olabilir.
Tüm kuralsız davranışlara sahip, yerinde durmayan (dur-a-mayan değil) çocuklara artık hiperaktif tanısı koymak toplumda yaygın bir ağız alışkanlığı, yanlış tanımlama, açıkçası bir kaçış yolu oldu.
Bilhassa büyük şehirlerde yaşam koşullarının hızla değişimi ve zorlaması, aile yapısının ve eğitim ortamlarının değişimini de zorunlu kılıyor. Ancak aileler ve eğitim ortamları bu değişime ayak uyduramıyorlar. Çocuklar hiç de elverişli ortamlarda büyümüyorlar. Ebeveynin olmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda, eğitimsiz bakıcılar veya büyükanneler devreye giriyor ve çocuklar çok daha büyük yanlışlara maruz kalıyor. Eğitimciler ise çocuğun evden getirdiği sorunları daha da arttırmak için uğraşıyor sanki. Maalesef ebeveynlerin ve eğitimcilerin, çocuk gelişimi ve psikolojisiyle ilgili bilgileri, piyasaya hakim olmuş yüzeysel “kişisel gelişim” kitaplarından edinilmiş bilgilerle sınırlı çoğunlukla.
Ebeveyn ve eğitimciler çocuklarla baş etmek için uğraş vermek, bireysel olarak ilgilenmek ve yönlendirmek yerine böyle tanıların, etiketlemelerin arkasına sığınarak kaçışı yeğlemeyi seçiyorlar.
Böyle bir durumda, anne-babalar psikiyatristlerin “hastalık” tanımlamasıyla baş başa kalıyorlar. Hastalık tanımının doğal sonucu da ilaçla tedavi oluyor. Bu durum ebeveynlerin de öğretmenlerin de işlerine geliyor; çünkü böylece ne aile ve eğitim ortamlarının değişmesi, ne de ebeveyn ve öğretmenlerin ilave sorumluluk üstlenmesi çaba sarf etmesi gerekiyor. Tek gereken tedavi olarak ilaç tedavisi imdada yetişiyor. Çocuk ilaç sayesinde “uysallaşıyor”, yetişkinler de rahata eriyor.
Peki ya çocuklar? Onlara ne oluyor...?
Yaygın olarak “Hiperaktivite” tanısının ardından çocuklara verilen kırmızı reçeteli ilacın bağımlılık yapmadığı konusu artık neredeyse kanıtlanmış olmakla birlikte, gereksiz olan her tür ilaç kullanımının sakıncalı olduğu da çok iyi biliniyor. Bu bozuklukla ilgili yapılan tüm çalışmalar üç sacayaklı olmak zorundadır: aile – okul – hekim tam bir işbirliği ile devamlılık ve tutarlılık içinde hareket ederek çocukları “uyuşturarak” işin içinden çıkmak yerine onların yaşamlarında üzerlerine düşen düzenleme ve değişikliklerle, özenle kararlılıkla konuya yaklaşmalıdır.
Uzman Psikolog Neşe Kurultay
| Sonraki > |
|---|










