Pazartesi, 28 Eylül 2009 14:11

8 Aralık 2001 günlü ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun (“MK”) en önemli yeniliklerinden biri, aile reisliği kavramının kaldırılmış olmasıdır. Ancak buna rağmen yasa koyucunun erkek egemen zihniyeti sonucunda “soyadı” konusunda erkeğin reisliği devam etmektedir. MK’nın ilgili maddeleri şu şekildedir:

III. Kadının soyadı

MADDE 187.- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

A. Soyadı

MADDE 321.- Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır.

MK’nın birçok maddesinde eşler arasında eşitlik sağlanırken “soyadı” konusunda kadınlar aleyhine bir ayırımcılığa gidilmiştir. Şöyle ki, kadın evlenmekle kocasının soyadını alır, evlilikle kocasının nüfus kütüğüne geçer ve boşanma halinde babasının nüfus kütüğüne yeniden döner. Kadınlar, kocalarının soyadlarının önüne kendi soyadlarını koymaya 1997 yılında kabul edilen bir yasa ile hak kazanmışlardır. Ancak yine de tüm bu kurallar, sadece kadınlar için, eşler arası eşitliğe aykırı olarak düzenlenmiştir. MK’da evlenen kadının sadece kendi soyadını kullanabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kadının soyadı konusunda ayrımcılığın sürmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu ve iç hukukumuz haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin ve ayrıca Anayasamızdaki cinsiyetler arası eşitliğin sağlanması ilkesinin açık bir ihlalidir.

Sadece evlilik öncesi soyadını taşımak isteyen İzmirli Avukat Ayten Ünal, mesleğinde önceki soyadı ("Ünal") ile tanınmasını gerekçe göstererek eşinin "Tekeli" soyadını almayı reddetmiş ve sadece evlilik öncesi soyadını taşıyabilmesi ile ilgili açtığı davayı ulusal Mahkemelerde kaybedince, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmüştür. Avrupa Birliği’ne üye olan tüm ülkelerde kadının, kocasının soyadı olmaksızın, evlilik öncesi soyadını kullanması yasal olarak mümkün kılınmıştır.

Avukat Ayten Ünal’ın 10 yılı aşkın hukuk mücadelesi sonunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yukarıda belirttiğimiz benzer gerekçelerle Tekeli davasında mevcut düzenlemenin ayrımcılık yasağını ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Bu çerçevede Avukat Ayten Ünal evlilik öncesi soyadı ile nüfus cüzdanı çıkartabilen ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmuştur.

Türkiye’de bu kararın tenfiz (uygulanması) edilebilmesi için MK’da gerekli madde değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Ancak yasa koyucu henüz bu değişikliği yapmadığı için, Nüfus Müdürlükleri halen kadınların sadece evlilik öncesi soyadlarını kullanmalarına olanak vermemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının kendiliğinden uygulama etkisi bulunmadığından ve yasal düzenleme henüz yapılmadığından dolayı, evlilik öncesi soyadlarını korumak isteyen kadınların Aile Mahkemelerinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Tekeli kararını emsal göstererek, dava açmaları gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu çok taraflı sözleşmeler çerçevesinde Aile Mahkemeleri bu yöndeki talepleri kabul etmek zorundadırlar. Avukat Ayten Ünal’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kazandığı dava sonucunda Türk kadınlarının münferiden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmelerine gerek olmayıp, doğrudan bu kararı dava açmak suretiyle Türkiye’de uygulatabilirler.

MK’nın ilgili maddelerini değiştirmeye yönelik kadınların hazırladığı yasa tasarısında "tercih özgürlüğü" prensibi benimsenmiştir. Yasa tasarısına göre kadın ve erkek, ayrı ayrı evlilik öncesi soyadlarını kullanmak, her iki soyadı birlikte kullanmak, iki soyadından birini kullanmak ya da kadının/erkeğin soyadının dışında üçüncü bir soyadı seçme haklarına sahip olmaları gerektiği savunulmuştur. Çiftlere, evlilik memuruna bulunacakları beyan doğrultusunda kimlik belgesi verilmesi de taslak yasada önerilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en kısa sürede yasa değişikliğine gidip, 21. yüzyılda ülkemizin utancı olan kadın ve erkek eşitsizliğine son vermeli ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin daha fazla ihlal edilmesini ivedi bir şekilde engellemelidir.

Boşanan Kadın

MK’ya istinaden boşanan kadın evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Ancak Mahkemeye başvurarak haklılığını ispat etmesi (ör: iş hayatında artık eski kocasının soyadı ile tanınıyor olması) veya boşandığı eşinin rıza göstermesi durumunda boşandığı kocasının soyadını taşımaya devam edebilir.

Eşi Vefat Eden Kadın

Kocası ölen kadın, isterse ölen kocasının soyadını kullanmaya devam edebilir. Evlenmeden önceki soyadını kullanmak istemesi halinde, Nüfus Müdürlüğüne başvurarak evlenmeden önceki soyadını nüfus kaydına yazdırarak kullanabilir.

 

Av. Esra E. Karaosmanoğlu

İstanbul Barosu Sic No: 22414

Türkiye Barolar Birliği Sic. No: 44364

Değerlendir
(4 oy, ortalama 5.00 yıldız)
Paylaş
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile
 

Av. Esra Karaosmanoğlu - Son Yazıları


Ticarete atılmak isteyenler bunu şahıs olarak veya ticaret şirketi kurarak yapabilirler. Bu yazının amacı,... Devamı...
8 Aralık 2001 günlü ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuzun... Devamı...
Evlat edinme, bir çocukla, durumu evlat edinmeye uygun bir kişi arasında hukuki bağlar sağlanarak çocuk-ebeveyn... Devamı...
Bir önceki sayımızda, 8 Aralık 2001 günlü ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4721 sayılı Türk... Devamı...
8 Aralık 2001 günlü ve 24607 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“Yeni... Devamı...

Elif Özkaleli Vardar - Son Yazıları


Cenevre’de hareketsiz hayat tarzına sahip gönüllü grubuyla yapılan bir çalışma merdiven inip çıkmanın... Devamı...
bilgisayar-kullanimi-ve_saglik.jpg
Bilgisayarla yazarken ellerinize kramp giriyor mu? Ya da gözlerinizin yaşardığı oluyor mu? Bel ağrıları, baş... Devamı...
Manuel Fizyoterapi ve Osteopati İnsan vücudundaki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde yüzyıldan... Devamı...